Sayfa Başına Dön

Oscar Odullu Filmler

en iyi film dalında oscar kazanan filmler
Şubat ayı denilince aklıma Oscar töreni hep gelir. Eskiden uyumaz izler, izleyemezsem tekrarına bakardım muhakkak. Bu yıl  ödül sahiplerini beklerken aklıma geçmişten bugüne tüm Oscar kazanan filmleri sıralamak geldi. En iyi film dalında kazananları hatırlamak, bilmediklerimizi öğrenmek açısından güzel bir liste olacağını düşündüm. Oscar ödüllü filmler 1929'dan 2018'e kadar hepsi listede mevcut.

Oscar ödülleri 1929'da ilk verilmeye başlamış. Haliyle 1929'dan günümüze Oscar alan filmleri burada sıraladım. Belirttiğim yıllar Oscar ödülü kazanılan yıllar. Filmin yapım yılı bildiğim kadarıyla bir sene öncesi oluyor.

Oscar Kazanan Filmler Listesi :
1. 1929 Kanatlar (Wings): İlk Oscar alan film.
2. 3 Nisan 1930 Broadway Melodisi
3. 5 Kasım 1930 Batı Cephesinde Hiçbir şey Yok
4. 1931 Cimarron
5. 1932 Grand Hotel
6. 1934 Cavalcade
7. 1935 Bir Gecede Oldu
8. 1936 Bounty'de İsyan
9. 1937 Büyük Ziegfeld
10.1938 Emile Zola'nın Hayatı
11.1939 Para Beraber Gitmez
12. 1940 Rüzgar Gibi Geçti
13. 1941 Rebecca
14. 1942 Vadim O kadar Yeşildi ki
15. 1943 Bayan Miniver
16. 1944 Kazablanka
17. 1945 Yolumda Giderken (Going My Way )
18. 1946 Yaratılan Adam (The Lost Weekend)
19. 1947 Hayatımızın En Güzel Yılları

20. 1948 Centilmenlik Antlaşması
21. 1949 Hamlet
22. 1950 Kralın Bütün Adamları ( All The King's Men)
23. 1951 Perde Açılıyor
24. 1952 Paris'te Bir Amerikalı
25. 1953 Harikalar Sirki (The Greatest Show on Earth)
26. 1954 İnsanlar Yaşadıkça
27. 1954 Rıhtımlar Üzerinde
28. 1955 Marty
29. 1957 Sensen Günde Devri Alem(1956)
30. 1958 Kwai Köprüsü
31. 1959 Gigi

32. 1960 Ben-Hur
33. 1961 Garsoniyer
34. 1962-Batı Yakasının Hikayesi:
35. 1963 Arabistanlı Lawrence
36. 1964 Tony Jones
37. 1965 Benim Güzel Meleğim
38.1966 Neşeli Günler
39. 1967 Her Devrin Adamı
40. 1968 Gecenin Sıcağında
41. 1969 Oliver (Müzikal)
42. 1970 Geceyarısı Kovboyu
43. 1971 General Patton
44. 1972 Kanunun Kuvveti
45. 1973 Baba
46. 1974 Belalılar
47.  1975 Baba 2
48.  1976 Guguk Kuşu
49. 1977 Rocky
50. 1978 Annie Hall

51. 1979 Avcı
52. 1980 Kramer Kramer'e Karşı
53. 1981 Sıradan İnsanlar
54.  1982 Ateş Arabaları
55.  1983 Gandhi
56.  1984 Sevgi Sözcükleri
57.  1985 Amadeus
58.  1986  Benim Afrikam
59.  1987  Müfreze
60.  1988 Son İmparator

61.  1989 Yağmur Adam
62.  1990 Bayan Daisy'nin Şoförü
63- 1991 Kurtlarla Dans
64. 1992 Kuzuların Sessizliği
65. 1993 Affedilmeyen
66. 1994 Schindler'in Listesi
67. 1995 Forrest Gump
68.  1996 Cesur Yürek
69. 1997 İngiliz Hasta
70. 1998 Titanik

71. 1999 Aşık Shakespear
72. 2000 Amerikan Güzeli
73. 2001 Gladyatör
74. 2002 Akıl Oyunları
75. 2003 Chicago (Müzikal)
76. 2004 Yüzüklerin Efendisi-Kralın Dönüşü
77. 2005 Milyonluk Bebek
78. 2006 Çarpişma:
79. 2007 Köstebek (The Departed):
80. 2008: İntiharlara Yer Yok (No Counter for Old Men): Kitap uyarlanması film

81. 2009 Milyoner (Slumdog Millionaire)
82. 2010 Ölümcül Tuzak( The Hurt Locker)
83. 2011 Zoraki Kral (The King Speech)
84. 2012 The Artist
85. 2013 Argo
86. 2014 12 Yıllık Esaret (12 Yaers A Slave)
87. 2015 Cahilliğin Umulmayan Erdemi (Birdman)
88. 2016 -Spotlight
89. 2017-Ay Işığı (Moonlight): Türü dram. Kitaptan uyarlanmış.
90. 2018-Suyun Sesi: Romantik, fantastik.
91. 2019 -Yeşil Rehber (Green Book)

Merak edenler için Oscar alan filmleri sıraladım.


Parfum Sloganlari

parfüm reklam sloganları
Aslında sloganlar konusunu artık kapatıp farklı konulara yönelmeyi düşünüyordum. Ancak bazı durumlar parfüm sloganları ile ilgili yazı yazmamın gerekliliğini hissettirdi bana. Bazen bir konuyu siz bulursunuz bazen de konu sizi bırakmaz. Sanırım bu ikinci seçenek bu yaşadığım durumu en iyi şekilde ifade ediyor. Gerçi bundan da pek şikayetçi değilim.

Parfüm denilince ilk akla gelen markalardan biri  Chanel No 5.  Bu marka ile ilgili bir araştırma yapınca iki sloganı karşıma çıktı. Bunlardan biri Efsaneler, efsane kokuları sürer... diğeri  yaşayan her kadın No 5'i sever... 

D&P Perfumum  markasının çok hoş bulduğum reklam sloganı: Her şey unutulur, kokunuz asla!
Cecile: Hayata Rengini Yansıt.
Privacy: Aşk bile bile tutsaklıktır...
Caldion markasının sloganı : Önce hisset sonra yaşa.

Birkaç markanın slogan örneklerinden bahsettikten sonra benim önerilerim şu şekilde:

Parfüm Sloganları:
Kokunla İz Bırak
Farkını Yansıt
Mutluluğun Kokusu
Parfümün Seni Yansıtır

Bu Senin Tarzın
Büyüleci ve Etkileyici
Senin Büyüleyici Yansıman
Güzel bir koku iyi hissettirir
Bu Koku Senin Tarzın
Modun Değişsin...
Kendine Güven

Sendeki Zarafet...
Bu koku sana çok yakışır...
Özel Hisset...
Kendine değer verenler için...
Size Özel...
Kendine Güven, Kendini Güçlü Hisset...
Zarafetin Kokusunu Hisset...

Bu Senin Tarzın, Bu Senin Işıltın...
Sana Güzellik  Katacak...
Bu kokuda bir ışıltı var...
Kendi Kokunu Keşfet...
Sen Özelsin...
Masalsı bir koku...

Bu içerikler de belki ilginizi çekebilir:
Kahve Sloganları
Sigorta Sloganları


Kahve Sloganlari

markaların kahve sloganları
İsmini duyunca bile keyif veren, kitapların yanında iyi giden, sohbetlerde olmazsa olmaz, soğuklarda sımsıcak içimizi ısıtan kahve olmasa da  kahve sloganları yazımın konusu olacak.

Benim için kahve; bir Türk kahvesi bir de Nescafe diye ikiye ayrılır. Çocukken ne öğrenirseniz o kalıcı oluyor sanırım. Nescafe ülkemizde bir marka değil de bir kahve çeşidiymiş gibi kullanılması ve zamanında pek rakibi olmaması da zihinlere yer etmesinde çok önemli payı olduğunu düşünüyorum. Tıpkı asprin, selpak gibi...Tabii Nescafe istikrarlı şekilde reklamlarıyla her zaman gündemde kalmasını da bildi.

Starbucks şimdilerde ülkemizde çok revaçta. Bu kahve bardaklarına aslında yabancı filmlerden epey aşinaydım. Ülkemize de iyi bir giriş yapmış.

Şimdilerde o kadar çok markalar  ve çeşitler var ki bilinir olmak ve pazarda yer bulmak daha zor gibi. Bu nedenle daha fazla kişiye ulaşmak, kalıcı ve bilinir olmak için reklamlar kadar sloganlar da önemli hale geliyor.

Bu yazımı hazırlarken bayağı bir kahve reklamı izleme fırsatım oldu. Ve bu kadar çok kahve markasıyla karşılaşacağımı ummamıştım. Buraya tabii markaların sadece bir kısmını yazdım.

Aşağıda önce kahve markalarının reklam sloganlarına sonra da benim  kendi bulduğum sloganlara yer verdim. Benimkiler biraz havada kalabilir. Değiştirerek amacınıza uygun şekilde uyarlayabilirsiniz.

Markaların Kahve Sloganları:
By Dibek: Her eve gerek..
Tarihi Beyoğlu Kuru Kahvecisi: Falınızda muhabbet var...
Bayramefendi Osmanlı Kahvecisi: Bir geleneğimiz var
Tchibo: Bizim en büyük tutkumuz, sizin kahve aşkınız...
Kuru Kahveci Mehmet Efendi:  Zamanla yarışmadığınız, barıştığınız zamanların kahvesi...

Jacobs:
Asla kopamazsın.
Kokusu bir araya getirir.

Kahve Dünyası: Hepimizin Ortak Noktası
Lavazza: Fincandaki cennet

Nescafe: 
Kahvenin en iyisi
Kokusunda davet var
Bi'tanısan seversin
Keşfetmeye bi'Nescafe ile başla...
Paylaşılacak anlar için...

Mahmood Coffee:
Moduna göre kahve...
Kahve Mahmood'dan gelir aman...
İşte mola keyfi, işte Mahmood Coffee...
Keyfinizi tatlandırın...

Starbucks:
Küçük Zamanlara...
Starbucks'tayız. Sizleri de bekleriz...
Bir kahveden öte.
Kahve bir tutkudur.
Sadece iyi kahve...

Cafe Crown:
Cafe Crown iç, Fazla Takılma
Daha Çok Sen
Latte keyfi evinde!

Cafe Breno: En iyiler en iyisini hak eder. Sonunda Hak Ettiğiniz Kahve
Sesso: Bir Aşk Kahvesidir

Kahve Sloganları ile ilgili Benim Örneklerim:
Günün keyifli bir anı olsun...
Hayatın keyfini hisset...
Namıdiğer keyif...
Hayat sana güzel...

Kahve kokusu gibisi yok...
Keyfin yerine gelsin...
Bu kahve bir başka...
Mükemmel lezzet, keyifli bir tat...

Hayattan keyif al...
Benim kahve keyfim var...
Gününü keyiflendir...
Bi'kahve iyi gelir...

Bi'kahve ile canlan...
Hayatı fark et
Daha mutlu hisset...
Keyif veren tat...
En lezzetli koku, kahve kokusu...
Bir yudum kahve modunu değiştirir hemen...
Mutluluğun keyfi...
Bir kahve kokusu mutlu etmeye yeter...

Sloganların devamı gelecek...

Sigorta Sloganlari

sigorta slogan örnekleri
E-posta ile ya da iletişim sayfasından gelen sorulara cevabımı mümkün olduğunca bloğumda yer vermeye çalıştığımı daha önce değinmiştim. Bu yazımda onlardan biri olacak. Sigorta sloganları ile ilgili bir mesaj alınca bu yazımı hazırlamaya karar verdim. Aslında uzun zamandır  bloğumda ne yazsam diye düşünüyordum. Bazen ziyaretçilerden gelen sorular bana bu durumlarda yardımcı oluyor.

Slogan bulmak epey zor bir konu. İddialı  sloganlar olmasa bile bir  fikir, belki ilham verecek örnekler çıkaracağını umuyorum.

Örneklere geçmeden önce bir döneme damgasını vurmuş ve benim de aklımda kalmış  bir sigorta reklamından bahsetmeden geçemeyeceğim:
Reklamlarda küçük bir kız çocuğu diyordu ki; evinizi seviyorsunuz sigortalıyorsunuz, arabanızı seviyorsunuz sigortalıyorsunuz, peki beni sevmiyor musunuz? Bu sigorta reklamı o kadar  başarılıydı  ki yıllar geçse de hala çok net hatırlıyorum.

Şimdi düşünüyorum da konut, ferdi, araba..gibi tüm hepsini dile getiren, amacını çok iyi ifade eden, akılda kalıcı bunun gibi güzel bir slogan bulunur mu? Tabii bulunur mu bilinmez...Ben örneklerimi sunuyorum.

*Kendinize ve sevdiklerinize değer...
*Hayatta beklenmedik sürprizlere bir sigorta...
*Kendine Bir İyilik Yap...
*Hayat Sana Daha Güzel...
*Gelecek Endişeniz Olmasın...
*Geleceğinize En İyi Yatırım...
*Hayata Güvenle Bak...
*Geleceğini düşünenler için...
*İlerisi için bir teminat...
*İleride ne olacağı bilinmez; ancak tedbir alınabilir...
*Sizin Desteğiniz  Bir Sigorta Olacak...
*Aksiliklere karşı bir teminat...
*Hazırlıklı Olmak İyidir...
*Hayat Böyle Daha Rahat...
*Geleceğinizi Garanti Altına Alın....
*Değer verdiğiniz şeyleri güvence altına almanın en iyi yolu...
*Zor zamanda kimse yanında olmaz derler...Doğru mudur bilinmez...Sen Kendini Güvenceye al...
sigorta acenta sloganları
*Sizin de Bir  Desteğiniz Olsun...
*Herkesin Desteğe İhtiyacı Olduğu Zamanlar Vardır...
*Zor zamanlarınızda yanınızda...
*Geleceğe bir teselli değil bir güvence...
*Sigorta güvenceniz...
*Daima Yanınızda...
*Yarınlara Güven...
*Hayatınızda her şeyin bittiği bir an olmasın... Şimdiden  yatırım yapın...
*Yaşamdaki Krizleri Yepyeni  Bir Başlangıca Dönüştürün...
*Çok zor günler yaşamamak için bugünden bir şeyler yap..
*Sigortayla İçiniz Hep Rahat...
*Hayatınızdaki Dengeyi Riskler Karşında Koruyun...
*TamYıkıldığınız Anlarda Sizi Dimdik Ayakta Tutan Sigortanız...
*Keşke Dememek için Şimdiden Yatırım Yap...
*Sigortası Olan Yaşadı...
*Yardım İstemek Zordur...Arkanı Sağlama Al...
*Beklenmedik Durumlar için İyi Yatırım...
*Umulmadık Durumlar için En İyi Çözüm...
*Geleceğe Güvenle Bak...
*Zor Günlerin Dostu...
*Aksiliklere karşı bir sigortanız olsun...
*Her ihtimale karşı bir önlem...
*Ne olur ne olmaz bir B planınız olsun...
*Geleceğinizi Koruyun...
*Daha rahat yaşamak için iyi bir tercih...
*Gelecek endişesine son...
*Geleceğinizi garantileyin...
*Riskli zamanlarda hayatınızı yoluna koymak daha kolay olabilir...
*Risklere karşı kendinizi ve sevdiklerinizi koruma altına alın...
*Karşınıza çıkan her riske önlem...
*Geleceğe Yatırım...
*Yatırımlarınız Gelecekte Size Destek Olacak...
*Arkanızdaki Gücünüz...
*İhtiyaç zamanlarında sizin sigortanız...
*Yarınlara Güvence...
*Değer verdiğiniz şeyleri sigortalayın...
*Bizimle Gerisini Düşünme...
*Sektörde Öncü...
*Gelecek Günlere Yatırım...
*Kendin için bugün bir şey yap...

Belki bu yazım da ilginizi çekebilir:
Slogan Örnekleri


Blog Yazmak İstiyorum Diyenler için Oneriler

blog yazmak istiyorum
Blog açmak isteyenlerden sorular geliyor bazen. O zaman söyleyecek o kadar çok şeyim oluyor ki pek tabii çoğunu da yazamadığımı fark ediyorum. Sonradan şundan da bahsetseydim keşke dediğim oluyor. E-postalara verdiğim cevapların  yeterli olmadığı  hissine kapılıyorum. Sonradan hatırladığım fikirler altın değerindeymiş gibi önem kazanıyor bir an gözümde.  Bazı şeyleri e-postayla ifade etmek nedense zor oluyor benim için. Bu nedenle Blog yazmak istiyorum diyenler için zihinlerindeki belirsizliği biraz olsun gidereceğini düşündüğüm fikirlerimi, deneyimlerimi, önerilerimi paylaştığım yol gösterici bir yazı yazmaya karar verdim.

1-Bloğunuz Hobiniz Olsun:
Blog açmak isteyenlere ilk önereceğim şey bunu hobi olarak görün, yapın. Böylece karşınıza çıkan olumsuzluklar karşısında yılmaz devam edersiniz. Kendinizi yalnız hissettiğinizde, ben ne yapıyorum dediğinizde, kopyaların öne geçtiğinde, kimse yazılarınızı okumadığını düşündüğünüzde pes etmezsiniz.

Bloğunuz boş bir sayfa; bloğunuza ne yazarsanız, izlediğiniz yol ne ise onun karşılığını alırsınız.Tabii izleyeceğiniz yol başlarda belirsiz olduğu için hobi olarak düşünmeniz size iyi gelecektir. Yazmaktan keyif alın; tecrübelerinizi, bilgilerinizi yazarak bir anı bırakın kendinize...Öğrendikçe ve yazdıkça profesyonelleşeceksiniz...

2- Zaman çok çabuk geçiyor. Blog açmak istiyorsanız beklemeyin hemen açın :
Bir yıl sonra yine bir şeyler yapmak isteyeceksiniz, iki yıl sonra fark yaratacak bir şeyler yapmak isteyeceksiniz.Üç yıl sonra bir bakmışsınız keşke blog açıp, ilgilenseydim diyeceksiniz...O yüzden hiçbir beklentiniz olmadan bloğunuzu açın. Yazın. İleride bloğunuzun ne kadar faydası olacağınızı bilemezsiniz.

Yıllar geçtikçe bloğunuzun yaşı ilerledikçe siteniz değerleniyor. İnsanlar kendi bilinirliğini artırmak için bloglara başvuruyorlar. Kitaplarını, ürünlerini tanıtmak için sitelere para veriyorlar...

 İleride işinizle ilgili bir girişim için elinizde bir bloğunuz olsun....Sosyal ağınız nasıl varsa kapatmayı düşünmüyorsanız bloğunuzda öyle hep var olsun...

İnternette bir sitenizin olması size referans olması açısından çok kapılar açabilir. Hobi olarak başladığınız bu işi profesyonel devam etmek istediğinizde donanımlı olacaksınız....Birçok insana ulaşmanın en iyi, uygun mecralardan biri.

3-İlk iki, üç ay kimsenin gelmediğini bilin:
Bundan dört sene önce bloğumu ilk açtığımda bloğuma herkes bir anda gelecek sanıyordum. Başlarda tedirginliğim biraz bu yüzdendi. Meğersem işler öyle yürümüyormuş. Her şeyin bir sırası varmış. Benim için aslında ziyaretçi gelmemesi çok iyiydi. Ben de bu zamanı öğrenmekle geçirmiştim.

Aslında Google'ın bloğunuzu kısa sürede fark etmesi, yazılarınızın sıralamada daha kısa sürede yer alması için bazı yapılması gerekenler varmış. Mesela yazılarınızı sosyal ağlarda paylaştığınızda bu zamanı kısaltmanız mümkün. Google Console'ye mülk olarak sitenizi  ekleyerek  Google'a tanıtabilirsiniz. Diğer bloggerlerin sayfalarında yorum yaparak kendi kitlenizi oluşturarak da daha kısa sürede bu amacınıza ulaşabilirsiniz.

Eğer çok acemi olduğunuzu düşünüyorsanız bir bilginiz yoksa o zaman bu yalnızlık ve ıssızlık dönemini kendiniz geliştirmek, öğrenmek için bir fırsat olarak değerlendirin. Bloğun teknik konularını öğrenmek ve içerik oluşturmak için kimsenin olmamasının iyi bir şey olduğunu düşünerek bloğunuzla ilgilenin.

Siz ziyaretçi gelmiyor diye bloğunuzu terk ettiğinizde, belli bir süre sonra Google  internette yazılarınıza yer verebilir...Sizin beklentinize biraz geç cevap veriyor. Yeni sitelerin Google tarafından fark edilmesi biraz zaman alıyor. O nedenle pes etmeyin ısrarla devam edin. Yazı yazdıkça görünür olmaya başlayacaksınız.

4-Ne Konuda Yazacaksınız?
Ne yazacağınız konusunda bir fikriniz yoksa bildiğiniz bir konuda yazmaya başlayın. Bir hobiniz var mı? Örgü, kendin yap, el işleri, çizim, yemek...gibi... Kitap okumayı çok seviyorsanız kitaplardan başlayın. Ya da kitap okuma alışkanlığı edinmek istiyorsunuz. Bloğa yazmak için kitap okumak sizi harekete geçirebilir. Bir de kitap hakkında yazdıklarınız yazma konusunda kendiniz geliştirmek için güzel bir yöntem olabilir. .

Film izleyen biriyseniz filmlerle ilgili bir blog olabilir. Ya da öğrenmek istediğiniz bir alanı belirleyip hep kendinizi geliştirirken hem de bu öğrendiklerinizi paylaşabilirsiniz. Kodlama öğrenmeye karar verdiniz bu konuda taze taze öğrendiklerinizi yazabilirsiniz.

Mesleğinizle ilgili bir blog çok daha güzel olabilir. Hem bildiklerinizi paylaşırsınız hem de kendinizi geliştirmek için bir vesile olur. İnsanların eksikliklerini görmesi açısından çok güzel bir yol aslında.

Ben bazı arkadaşlara neden işinizle ilgili bir blog açmıyorsunuz diyesim var. İnsanlar deneyimli tecrübeli kişilerden muhakkak yararlanmak istiyorlar.
Hangi konuda blog açmalıyım  başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

5-Para Kazanabilir miyim?
Para tabii kazanabilirsiniz. Bloğunuzu açtınız. Yazılarınızı yazdınız. Belli bir süre sonra Google Adsense'e başvuruyorsunuz. Siteniz onaydan geçtikten sonra reklamlar sitenizde görünüyor. Adsense tıklanma başına ve görüntülenmeye göre kuruş olarak başlarda kazandırıyor. Reklamları doğru yerleştirirseniz ve zamanla günlük kazandığınız bu kuruşlar tl'ye yükselebilir. Ziyaretçi sayınız ne kadar fazla olursa; yazdıklarınız, reklam verenlerin reklamlarıyla ne kadar alakalıysa...gibi birçok faktör kazançları etkiliyor.

Aslında para kazanmak için farklı alternatifler de bulunuyor. Dediğim gibi bloğunuzu hobi olarak görün. Para kazanmaya odaklanırsanız başlarda hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Ziyaretçi sayınız, hangi alanda içerik paylaştığınız, kaliteniz...gibi bir çok faktör etkiliyor kazançları..

6-Aileme, çevreme bloğumdan bahsetmeli miyim?
Bence blog açarken sorulması gereken önemli sorulardan biri. Ailemin, çevremin benim bir bloğum olduğundan haberleri yok mesela. Blog açmayı düşündüğüm zaman biraz bahsetmişti onlara.

Kamuoyu yoklaması yapmıştım yani. Aslında çok destekleyici yaklaşmışlardır. Ancak bloğumu saklamamın benim motivasyonum açısından daha iyi olacağına karar vermiştim. Şimdi rahat rahat yazıyorum. Bilseler bloğumdan çıkmazlar sanırım...

Bazı blogger arkadaşların keşke çevreme söylemeseydim diye yakındıklarını yazılarında okuduğumda doğru karar verdiğimi daha iyi anlıyorum. Kişisel blog olarak yazanlar bazı şeylerden bahsedemediklerinden söz ettiklerini görüyorum.

Bazı bloggerlar ise yaşadıkları sorunları bloğa taşıdıklarında, bahsettikleri kişiye cevap hakkı doğuyor ve bu cevap hakkını kullandıklarını gördüğümde düşüncelerimin çok isabetli olduğunu anlıyorum o zaman. Gerçi şikayetvari bir yazı yazmıyorum ben...

Yakın çevrenizin hatta sizi tanıyanların bloğunuzu bilip bilmemesinin size avantaj mı dezavantaj mı olacağını sorgulamanızı tavsiye ederim.
blog açmalş istiyorum

7-Blog Sahibi Olarak Hep Araştırın, Daima Araştırın:
İşler istediğiniz gibi gitmese de bloğunuzla ilgilenmeyi bırakmayın. Eğer ne yapacağınızı bilmiyorsanız araştırın. Tıkandığınızda araştırın. Yanlış giden şeyler olduğunda araştırın. Kafanız karıştığında araştırın. Muhakkak sizin sorunlarınızı yaşayan ve çözümü paylaşan birileri daha önce olmuştur internette....

8-Biriyle konuşuyor, sohbet ediyormuş gibi yazmak:
Bu konuya özellikle değinmek istiyorum. Blog açmak konusunda teşvik edici yazılar yazıyoruz. Ancak sizin ne yazacağınıza ve nasıl yazacağınıza biz karar veremeyiz.

Televizyonda ünlülerin ideal kişiler olmasını istiyoruz. Okuduğumuz kitapların doğru mesajlar vermesini... İnternette de bu böyle. Normal insanlar olarak bir bloğumuz olsa da yazdıklarımız kimseyi rahatsız etmeyecek, doğru mesajlar vermesi gerekiyor. O nedenle üslubumuz, yazdıklarımız, ne yazdığımız tüm insanlığı olumlu etkileyecek şeyler olmalı. Hepimiz normal hayatta birçok kusurumuz, hatalarımız var. Ancak kitaplarda, ünlülerden hatta sosyal ağlardaki paylaşımlarda bile ideal, doğru olanı görmek isteriz. Bu blog için de geçerli...

Bir konuda uzman değilsek kitap dili, bilimsel bir dil kullanmaktan kaçınmak gerektiğini düşünüyorum. Bir arkadaşınızla konuşuyormuş gibi sohbet ediyormuş gibi yazmanız kendi tecrübelerinizden bahsetmeniz daha samimi olur.
blog açmak isteyenlere öneriler

9-Seo Önemli (Arama Motoru Optimizasyonu):
Google sıralamasında yazınızın yer almasın istiyorsanız Seo çalışması yapmalısınız. (Ben arama motoru olarak hep Google'dan bahsetsem de tabii tüm arama motorları için geçerli anlattıklarım...)

Ben terimlere çok takılan birisi değilim, hiç de olmadım. Bundan dört yıl önce Seo kelimesi pek çok kez karşıma çıksa da hiç araştırma gereği duymamıştım. Uzmanların ilgilendiği ulvi ve uygulaması zor bilgiler bütünü olarak diye düşünmüş, bu konuyu bir kenara koymuştum.

 Ben daha çok bloğumu geliştirmeye ve yazılarımla ilgilenmeye odaklanmıştım. Önce hedef kitlemi belirlemiştim; organik ziyaretçilerin yazılarıma ulaşması ilk amacımdı. Bunun için yazılarımın Google sıralamasında yer alması gerektiğini biliyordum. Anahtar kelimeler, etiketler...gibi konulara önem verdim.  Bloğumun hızı için resimleri optimize ettim. Özellikler kısmını boş bırakmadım.

Kısaca bloğum için düzenlemeler, iyileştirmeler yoluna gittim hep. Sonra öğrendim ki bu yaptıklarımın adı Seo'ymuş.  Bu kaçındığım konuyu bir gün araştırdığımda gerçeği fark etmiştim. Zaten isimler konusunda bir problemim olduğunu hep düşünürüm.

Bazı arkadaşların yazılarında Seo kötü bir şeymiş gibi bahsettiklerine rastlıyorum. Ve çok şaşırıyorum. Acaba onlar Seo'yu  ne olarak görüyorlar çok merak ediyorum.

Seo neden önemli?
Bir yazı yazdınız ve hedef kitleye ulaşmak istiyorsanız Seo çalışması gerekiyor. Seo derken neyi kastediyorum? Bir mektup yazdık. Ptt verdik. Adres yok. Kime gideceği yazmıyor. Adresi, göndereceğimiz kişi olmadan mı postaya veriyoruz mektubu. Hayır.

Mektubunuzu özenle yazdınız. Zarfa adresini, kime gittiğini yazdınız. Neden? Bir mektup yazarken gideceği kişiye ulaşması için bu bilgileri yazıyoruz da Google gibi arama motorlarında yazınızı okumak isteyen kitleye ulaşması için adresi yazımızda niye belirtmeliyim ki? Yazınız Google'nın sonsuz alanında bir yerlerde görünüyor ama acaba nerede?

Bir insan sizin yazınızı okuyup..hımmmm ana fikri bu. O zaman şu şekilde arama yapanlara bu yazı ulaşsın diye bir kategoriye ayırmıyor. Botlar yazı içerindeki anahtar kelimelere, etiketlere göre yazıları sıralıyor, kullanıcıların aradığı cümlelerle eşleştirmeye çalışıyor.

Gerçi yapay zeka gün geçtikçe bayağı gelişiyor belki çok yakın bir zamanda bu anahtar kelimeye bile gerek duymadan direkt yazınızın ne olduğunu anlayan botlar olacak. Tabii o zaman gelene kadar biz şimdi öğrendiklerimizi en iyi şekilde uygulayalım.
blog açmak isteyenlere öneriler
Anahtar Kelime Kullanımı:
Anahtar kelime Seo açısından önemli. Google sıralamasında yazınızın görünmesini istiyorsanız ilk önce yapmanız gereken şey yazdığınız yazıdaki anahtar kelimeyi belirlemek ve kullanıcıların aradığı anahtar kelimelere bunu uyarlamak.

Google botları çok gelişmiş durumda ve hala geliştirilmekte. Anahtar kelimeleri aynı kalıpta kullanmaya bile gerek yok. Bir yazımda anahtar kelime doldurduğum yönünde haklı bir tespitle karşılaştığımda çok anlam verememiştim. Çünkü 2000 kelimelik bir yazıda 5, 6 anahtar kelimenin lafı mı  olur diye düşünmüştüm.

Bazı yazılarımın başı okunmayacağını, ziyaretçilerin direkt örneklere yöneleceğini düşündüğümden yazımın başına pek özen göstermediğim de olmuştur. Bunu ben bilsem de ziyaretçilerin davranışlarını tahmin etsem de maalesef yazınızın kalitesine yine de dikkat etmeniz gerekiyor.

Anahtar Kelimeyi Cümle içinde Akıcı, Doğal Şekilde Kullanmak:
Google'ın bu konudaki bir yazısını okumuştum. Çok güzel ifade etmişler, hep hatırlarım. Anahtar kelimeleri cümle içinde akıcı bir şekilde kullanılmasından bahsediyordu. Anahtar kelimeyi direkt vermekten ziyade cümle içinde kimseyi rahatsız etmeyecek, göze batmayacak şekilde ifade edin, diye belirtiyordu. 

Anahtar Kelime Tekrarından Kaçınmalıyız:
Blog yazmak, blog açmak gibi anahtar kelimelerimizi belirledik diyelim . Bu iki anahtar kelimeyi cümle içinde kullanmaya çalışalım. Blog açmak ve yazmak çok kolay aslında. Dediğimizde 'blog' kelimesi tekrarından kurtulmuş, ayrıca anahtar kelimeleri cümle içinde doğal, akıcı şekilde yerleştirmiş oluyoruz. 

Peki ziyaretçiler hangi anahtar kelime kullanarak arama yaptığını nasıl öğrenebiliriz? Bunun için anahtar kelime araçları var. Ancak ücretli mi değil mi bir fikrim yok.

Yazı Başlıkları:
Bloğunuzda yazı başlıklarını Günlük1, Günlük2, Günlük3 şeklinde aynı kelimelerle kullanmamanızı öneririm. Bir bloğa uğradığınızda birçok yazı aynı başlıklar şeklinde verilmiş olsa siz o başlığı tıklar, okur muydunuz? Başlıklar aynı olduğunda içerik de aynıymış izlenimi verecektir.

Okulda  kompozisyon yazarken yazı içeriğini anlatan bir başlık nasıl kullanıyorsak blog yazıları içinde bu geçerli aslında. Başlıklarınız hem yazı içeriğini kapsasın hem de anahtar kelimeyi içersin.

Yazıda ne anlatıldığını başlıkta görmek o yazıyı okumaya iten en önemli faktörlerden biri. Blog Yazısı1, Blog Yazısı2 şeklinde blog hakkında yazdıklarıma aynı başlığı koysaydım birincisini okurdunuz muhtemel, diğerlerine bakacağınızı hiç sanmıyorum. Yazılarınızda farklı başlıklar koymanızı tavsiye ederim.

Yazı içeriğinizi en iyi ifade eden  ve anahtar kelimeyi içinde bulunduran başlıklar tercih edin. 

Bazen yazı başlıklarını abartanlar da  oluyor. Travmatik ve insanları rahatsız eden kelimeler kullanıyorlar. Ben böyle başlıkları tıklamıyorum. Artık ilgi çekici başlıklar değil aradıkları, ilgilendikleri konuları içeren başlıklar insanların dikkatini çekiyor. 10-20 yıl önce pazarlama taktikleri artık geçerli değil. Bu gibi taktikler artık basit ve alelade geliyor. Bu benim izlenimlerim.

Tabii farklı ve kaliteli bir başlık bulabilirseniz çok iyi olur. Buna bir sözüm yok.
blog yazmak isteyenlere öneriler

Yazımın sonuna gelirken şunu belirtmeden geçemeyeceğim; bloğun içeriği, hızı, tema ile ilgili pek çok şey dolaylı ya da doğrudan Seo konusuna giriyor.  Seo açısından söylenecek pek çok şey var. Ben anahtar kelime ve yazı başlıklarından bahsettim sadece bir başlangıç olması nedeniyle... Dediğim gibi dolaylı ya da doğrudan pek çok şey seo ile ilgilidir. Temanızın hızından, tasarıma kadar  uzar gider...

Blog açacaklara  tavsiyelerimi sundum. İşin içine girdikçe blog hakkında daha çok şey öğreneceksiniz aslında. Bu ilk adım en zor kısım. Blog yazmak istiyorsanız ertelemeyin bir başlangıç yapın, derim.

Blog Açacaklara Tavsiyeler adlı yazımı iki yıl önce yazmıştım.  Bana gelen sorulardan bu yazımın devamı niteliğinde ve daha geniş olarak ele aldığım bir yazı yazmam gerekliliğini hissettirdi.
Ayrıca Blogger olmak isteyenler için öneriler sayfama da göz atabilirsiniz.

Youtube Kanal Resmi (PhotoScape Programi ile Yapma)

Photoscape ile kanal resmi yapma
Youtube bayağı bir  yenilikler yaparken ben de şu hep değiştirmek istediğim kanal resmimi değiştireyim, dedim. Bloğumun logosunu nasıl yaptığımı daha önce paylaşmıştım. Şimdi Youtube kanal resmi nasıl yaptığımdan bahsedeceğim. Aslında bloğumun logosunu yaparken izlediğim yolu burada da uyguladım. Kanal resmi yapımı çok kolay. Sadece nasıl bir resim kullanacağınız ve tasarımı sizin hayal gücünüze kalmış.

Ben sade bir  kanal resmi hazırlamayı planladım. Youtube'da kanal resimlerini incelediğimde sade, net  ve öz olan tasarımların çok daha şık ve kaliteli durduğunu fark ettim. Size tavsiyem çok fazla şey eklemeyin. Eğer benim  kitaplarla ilgili bir kanalım olsaydı kitap resmi, makyaj kanalı olsaydı makyajı belirten, teknoloji olsaydı teknoloji ile ilgili  küçük sevimli resimler eklerdim.

 Ya da ben bizzat kendim kanalımda yer alsaydım kendi profil resmi de kullanabilirdim. Ben henüz kanalımın ne ile ilgili olduğu yönünde bir şey belirlemediğim için  sadece kanal ismini belirttiğim bir resim oldu benimkisi. Tabii sade olsa da renk ya da yazı stili biraz dikkat çekici olabilir.
Şimdilik benim kanalımın resmi bu oluyor:
yotube kanal resmi nasıl yapılır

1-Youtube Kanal Resmi boyutu kaç?
2560*1440
Kanalımı ilk açtığımda resim boyutlarını araştırmak hiç aklıma gelmemişti. Deneme yanılma yoluyla resimleri uygun hale getirmeye çalışıyordum sanırım. Bir gün Twitter profilini değiştirmek isterken bir standart boyut vardır herhalde diyerek araştırdığımda gerçekten varmış.

Youtube resim boyutunu bilmeniz çok önemli. Hiç uğraşmadan direkt ayarladığınızda işiniz kolaylaşıyor. (Aslında sonradan baktığımda en uygun boyutu resim yüklerken Youtube zaten belirtmiş. Demek ben ya dikkat etmemişim ya da hatırlamıyorum.)

Sadece resimde yazılar, logo ayarlama işi biraz zaman alıyor. Onun için resmi yaptım bitti deyip PhotoScape programı kapatmayın. Çünkü en uygun yerleşimi biraz denemeyle buluyoruz. Ayrıca bazen arka plan resim çok güzel gelirken kanala yüklediğimizde o kadar güzel durmayabiliyor. O nedenle sadece bulduğunuz arka planı yükleyin önce nasıl görünüyor diye bakın. Beğendiğinizde üzerine logo, yazı, resim eklemeye başlayın.

2-PhotoScape:
Bu programı daha önce bilgisayarıma indirmiştim.
*Ben PhotoScape de resmin boyutu ayarlıyorum:  2560*1440
*Resmimi yine PhotoScape'de tasarlıyorum.

3-Resim arka planı:
Pixabay.com'dan Arka plan diye arama yaparak beğendiğim bir resmi indirdim. 
Resim arka planı nasıl olmalı? İster sade ister renkli seçin. Bu sizin seçiminize bağlı. Yukarıda göz alıcı bir renk seçtim mesela, uyumlu bir logo ekledim. O kadar.

 Diyelim benim bir çizim kanalım var ve bunun için kanal resmi yapalım:
Kendi kanalım için yukarıdaki tahta arka plan indirmiştim. Bu kez sade olmasını istediğim için arka plan beyaz seçtim. Eğer soyut, desenli, değişik arka plan isterseniz Pixabay'dan indirebilirsniz. Ben bu kez arka plan kullanmayacağım için buradan bir şey indirmedim. Direkt Photoscape'in arka planını kullanıyorum.

4-Slogan: Hayallerimi Çiziyorum
Bir tane de slogan iyi olabilir: İyi bir sloganınız varsa kullanın. Slogan gerek bloğa gerek kanala canlı olduğunu hissettiren  bir hava veriyor.... Bu kanalımızın sloganı Hayallerimi Çiziyorum olsun...
Genelde kanala hangi gün video yüklendiği yazılıyor. Bu çok daha iyi olur.  Sizi en iyi ifade eden ya da hayat felsefesini tanımlayan bir cümle de ekleyebilirsiniz.

5-Youtube Kanal İsmimiz: Çizimaj
Çizimle ilgili  kanalımızın ismi Çizimaj olsun. Şimdi bununla ilgili resim yapmak için izleyebileceğiniz yol. 

Arka planı beyaz yaptım. İsterseniz başka bir renk kullanabilirsiniz... Resim boyutu yanlara doğru daha uzun aslında. Bloğumda fazla yer kaplamaması için küçülttüm ve kısalttım. 

kanal resmi

Youtube kanal resmi örneği
İlk tasarım içime sinmediği için bir tane daha yaptım.

PhotoScape'la şunları yaptım aşağıdaki resimlerde görüldüğü üzere;
Nesne bölümünde ilk okla gösterdiğim yerden istediğiniz resmi yüklüyoruz. 
T 'den de yazı kısmını oluşturdum.
Yeniden boyut kısmını  2560*1440 olarak ayarladım. Bu kadar.
youtube resim yapma

nasıl kanal resmi yapılır

Resimleri daha farklı ve kaliteli seçer, yazı stilini en uygununu bulup PhotoScape'a yüklerseniz çok daha profesyonel bir kanal resmi yapabilirsiniz.
Umarım bu yazdıklarım çok karmaşık olmamıştır.

Jane Austen Kitaplarına Yolculuk

Jane Austen eserleri
Jane Austen kitapları okuduğum bir dönem  ona benzer romanları bulmaya çalışıyordum. Tabii popüler olup olmaması benim için önemli değildi. Jane Austen etkisine kapılan yazarların tıpkı onun tarzında yazmaları ve eserlerindeki atmosferi kitaplarında yer vermeleri okumam için bir nedendi. Ve maalesef günümüzdeki bu tarz kitaplarda bazı şeyler hayal kırıklığına uğramama neden oldu..

Bu arayışım zamane kitaplarından onun dönemindeki yazarlara kaydı. Böylece  Jane Austen ile başlayan yolculuğum Bronte kardeşlerle devam etti. Charles Dickens'in diğer kitaplarına yöneldim. Elizabeth Gaskell, Wilki Collins keşfetmemle  İngiliz Viktorya Dönemi yazarlarını ve o dönemin eserlerini okumayı sevdiğimi anladım...İngiliz Viktorya dönemi yazarlarının kitapları bir başka oluyor. Başka bir dünya gibi geliyor.

Viktorya döneminde bundan yaklaşık 200 yıl önce kadınların yazar olmasının hoş karşılanmadığı bir devirde yazar, ismini gizlese de kadın olduğunu belli eden A Lady  mahlasını kullanmış. Böyle bir imza kullanması onun biraz asi biraz muzip bir kişiliği olduğunu gösteriyor bence. Gerçi kitaplarındaki kadın karakterlere ve hayatına baktığımızda da bunu görebiliyoruz.

Yalnızca onun kitapları değil, onun  hayatı da bir o kadar  beni  etkilemiştir.  Yazarın bir fenomen olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yüzyıllardır aynı tazelikte popüleritesini korumakta tıpkı eserlerinde olduğu gibi.

1- Akıl ve Tutku (1811):
İlk olarak Aşk ve Gurur isimli eserini okumuştum yazarın. Akıl ve Tutku'yu okurken yine  Aşk ve Gurur'daki gibi  bir şeyler olacak beklentisiyle okumam sanırım hayal kırıklığı yaşamamda en büyük büyük  etken. Mekan, yaşam tarzı, ilişkiler...evet benzerdi ancak karakterler umduğum gibi olmadı..Bu kitabı beklentisiz şekilde okumanız daha iyi olur yoksa benim gibi alakasız iki kişinin kavuşmasını bekler durursunuz...

Açıkçası kafamda kendimce  ana karakterleri belirleyince roman farklı bir seyirde giderken akışa kürek çekmişim. Bazen bu gibi durumlara düştüğüm oluyor... Doğal olarak kitap beni pek tatmin etmedi. Her bir kitabı farklı bir eser olduğunu hatırlayıp okumak en iyisi sanırım.

Kitabın merkezinde iki kız kardeş var. Biri akıllı, ciddi; diğeri duygularıyla hareket eden daha heyecanlı bir yapıya sahip. Bu iki kız kardeş  evlenmeyi düşündükleri erkekler tarafından yarı yolda bırakılır. Akıllı ve mantıklı hareket eden Elinor bunu ailesinden saklar. Duygularıyla hareket eden diğer kardeş ise üzüntüsünü açıkça ve günlerce yaşar. İki kız kardeşin yaşadıklarını aslında okuyoruz.

Belirgin, heyecanlı olaylardan ziyade kitap monoton ilerlemesi biraz sizi rahatsız edebilir. Romanı bir şeyler olacak umuduyla okumam sanırım okuma şevkimin en önemli nedeniydi. Gerçekten durağan ilerleyen kitap sanki hep bir şeyler olacakmış gibi izlenim veriyordu yoksa ben mi öyle algıladım. Emin değilim. Kitabı okuyalı çok zaman olduğu için bende bıraktığı izlenimleri hatırladığım kadar yazmaya çalıştım.
akıl ve tutku kitap

2-Aşk ve Gurur (1813) :
Aynı zamanda Gurur ve Önyargı ismiyle de basımı bulunuyor kitabın. Jane Austen'in en bilinen, en çok ses getirmiş, kült olmuş eseri. Eski yapım olan uyarlanmış filmini izlemiştim çocukluğumda. Kitabı çok sonra okuyanlardanım. Asi kızımız Elizabeth ve  kibirli, karizmatik  Darc'i...Onların aşkı bir efsane olmuş diyebiliriz. Kitabın unutulmaz iki karakteri...Özellikle Darc'i fenomen karakterlerden biri.

Biraz kitabın konusuna da değinmem gerekirse;
 Beş kızı olan Bayan Bennet bir anne olarak tek amacı vardır: Kızlarını soylu ve zengin biriyle evlendirmek. Yeni taşınan komşuları bekar ve genç birisi olduğunu öğrenince kızları için iyi bir kısmet olduğunu düşünür. Bu fırsatı kaçırmak istemediği için  komşularıyla tanışması için eşine ısrar eder. Bu meseleler çok umurunda olmamasına rağmen esprili konuşmalarıyla dikkat çeken oldukça eğlenceli  Bay Bennet ne kadar istekli olmasa da tabii yine de eşinin isteğini yerine getirir.

Genç komşuları Bay Bingley'den çok farklı olan arkadaşı Bay Darc'i bir süreliğine kalmak için gelmiştir. Oldukça kendini beğenmiş biridir. Ve herkesi tavırlarıyla da oldukça etkilemiştir tabii olumsuz anlamda...Asi kızımız ve  kendini beğenmiş gencimizin birbiriyle zıtlaşmalarıyla başlayan sonra aşka dönüşen bir hikayesiyle karşı karşıyayız...
Aşk ve Gurur kitap


3-Manfield Park (Umut Parkı) (1814):
Üç kız kardeşten ortancası zengin bir evlilik yapmıştır. Diğerleri onun kadar şanslı değildir. Kardeşlerden en küçüğü en talihsizidir. Geliri fazla olmayan biriyle evlendiği için yoksul bir yaşam sürdürür. Dokuzuncu çocuğunu dünyaya getirmeye hazırlanırken ablasına bir mektup yazar, oğlu için uygun bir iş olup olmadığını sorar.

Bu mektupla kızkardeşinin durumuna üzülen Leydi ailesiyle uzun bir konuşmanın ardından  büyük kızlarının bakımını üstlenebileceklerini bildirir. Böylece sessiz, ürkek dokuz yaşındaki Fanny'i fakir ama sevgi dolu evinden Manfield Park malikanesine getirilir. Dört kuzeniyle aynı evde yaşar. Fanny zamanla  bu ürkekliğini atsa da sessiz, sakin kendi halinde bir kızdır. Kuzeni Edmund'a karşı derin duygular besler. Böylece  bu malikanenin etrafında gelişen olaylara tanık oluyoruz.
Mansfield Park kitap

4-Emma (1815):
Jane Austen'in en sevdiği romanı Emma'yı okuyorum şu an. Aşk ve Gurur kitabından sonra öne çıkan diğer bir eseri. Daha önce dört bölümlük uyarlanmış mini diziyi izlemiştim televizyonda. Oldukça da beğenmiştim. Dizi başarılı şekilde uyarlanmış.

Ana karakterimiz Emma güzel, akıllı ve zengin bir genç kızdır. Rahat ve tasasız bir hayatı vardır. Biraz şımarık, kendi başına buyruk olması gibi ufak bir kusuru vardır. Onun hatalarını yüzüne vuran tek bir kişi vardır. Bay Knightley'dir. İki karakterin çatışmasıyla bazen karşı karşıya kalıyoruz...

Önce ablası sonra çok sevdiği mürebbiyesi evlenerek ayrılmasıyla kocaman evde babasıyla yalnız kalır. Bu yalnızlığı derinden duyumsayan Emma bir boşlukta hisseder kendini; ancak kısa bir süre sonra yakın civarda yatılı okulun müdiresi ve orada kalan kimsesiz genç bir kız misafirliğe gelir. Emma artık yeni bir arkadaş edinmiştir. 

Çöpçatanlık konusunda başarılı olduğunu zanneden baş karakterimiz yeni arkadaşı için çalışmalara başlar. Onun için en iyi ve en uygun eş adayını belirler. Onun için eğlenceli olan çöpçatanlıkta gerçekten başarılı mıdır bunu kitabı okudukça anlıyoruz.

Romanın başlangıcı böyle olsa da daha ilerleyen sayfalarda farklı karakterler dahil oluyor.

Emma yazarın ölmeden önce yayımlandığı son romanı. Buraya kadar bahsettiğim dört roman o hayattayken yayımlanmış.
Emma romanı

5-Northanger Manastırı (1817)
Jane Austen'in ölümünden sonra yayımlanmış romanı. Gotik kurgu tarzında bir kitap. Amerika yapımı olan 2007 yılında yayımlanmış filmi izlemiştim. Kitabını da sonunda okudum.

Catherine 17 yaşlarında Gotik tarzı kitapları okumayı seven bir genç kızdır. Akrabalarında bir süre kalmak için Bath'e gider. Oranın hareketli yaşamına çok çabuk adapte olur. Her akşam düzenlenen balo, tiyatro gibi aktivitelere katılır. Orada tanıştığı arkadaşları olur. Bazıları kendi çıkarları için ince hesaplar yapan,  bazıları ise sevdiği kişiler olacaktır.
Northanger Manastırı romanı

6-İkna (1817)
İnanç  ve  Aşk; Her şeye Rağmen isimleriyle de Türkçe'ye çevrilmiş  bir kitap.
Yazarın ölümünden sonra yayımlanmış diğer bir romanı. Bu kitabı daha önce okumuştum. Hatırlamak adına tekrar okumam gerekti.

Anna Elliot 27 yaşında hiç evlenmemiş. Babasıyla yaşar. Babasının borçlarının artmasıyla maddi sıkıntı çekerler. Yakın dostlarına akıl danışırlar. En uygunu malikanelerini kiraya vermek  ve Bath'e taşınmak olduğuna karar kılınır.

 Ve Bath'i yerleştiklerinde mazide kalmış geçmiş yeniden karşılarına çıkar.  Anne 19 yaşındayken  genç ve yakışıklı yüzbaşı Wentwort'la nişanlanmış. Ailesi bu evlilikte bir gelecek olmadığını ikna ederek Anna'yı bu evlilikten vazgeçirmişlerdi.

 Sekil yıl sonra yüzbaşı servet sahibi ve rütbesi yükselmiş olarak geri dönmüştür...Yarım kalmış bir aşk sekiz yıl sonra kaldığı yerden devam edecek midir, o zamanlar çevresine kulak veren Anna bu kez nasıl bir yol izleyecek? Yüzbaşı Anna'ı affedecek mi?  Karşılarına çıkan bu ikinci şansı her iki taraf nasıl değerlendirecek?
İkna Jane Austen kitap

AYRICA:
Leydi Susan (1871):
Mektup şeklinde yazılmış kısa bir roman. Henüz okumadım kitabı. Açıkçası konusunu ve esprili olduğunu öğrenince okumak istediğim eserlerden biri.
Jane Austen kitapları

Jane Austen'in Yarım Kalan İki Romanı Varmış:
*The Watsons (1871) 
*Sanditons (1925)

Gençlik Eserleri: 
Bu kitap on bir yaşından on yedi yaşına kadar yazarın yayımlamayı düşünmediği, defterinde yazdıkları kitap haline getirilmiş.

Jane Austen hayranlarının ya da eserleri dünya klasiği olmuş bir yazarın yazarlığa adım atarken çocukluğunda yazdıkları nasılmış diye merak edenlerin ilgisini çekebilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bu yazarı tanımıyorsanız sizin için bir şey ifade eder mi? Emin değilim.

 Ben bir yazarın kitabını beğendiysem ne olursa yazdıklarının hepsini okurum diyenlerden değilim. Ancak bu kitabı incelemek amacıyla okumayı isterdim.

Aşk ve Arkadaşlık:
Aşk ve Arkadaşlık isimli kitabı araştırdığımda Gençlik Eserleri 'nde de yer aldığını öğrendim.

Hayata Geç Kalma:
Jane Austen'nin  eserlerinden alıntılar derlenerek  kitap haline getirilmiş. Alıntılarla pek aram yoktur. Kitabı okurken kendimi olaylara öyle kaptırırım ki şu cümle çok güzelmiş hemen bir not alayım diyenlerden değilim, hiç de olmadım maalesef...Alıntıları okumak gibi bir alışkanlığımda yoktur...Ancak kitap severlerin bir çoğu benim gibi değil sanırım. Onlar için ilgi çekici bir kitap olabilir.