Sayfa Başına Dön

Gotik Roman Sevenler icin Liste

2 yorum
gotik roman listesi
Gotik edebiyatı benim sevdiğim bir edebiyat türü olduğunu yeni fark ediyorum. Bu tarzda kitapları  yeni okuduğum için biraz geç fark etmiş olabilirim. Gotik romanlar o kadar çok filme uyarlanmış ki çocukluğumdan beri bu uyarlamaları  izlediğimden pek aşinayım.

 Şimdilerde bu tür kitapları okuduğumda bana çok tanıdık geliyor. İzlediğim filmlerden dolayı çok da yabancı değilmişim aslında. Hem görüntü hem konu hem  mekan hem de kalite olarak   beni cezbeden filmler  Gotik olarak  tanımlanıyormuş.

Okuduğum kitaplardan, izlediğim filmlerden ve araştırdıklarımdan yola çıkarak 
Gotik edebiyatı için tespitlerim:
 Bazı Gotik romanları  gizemli şatolar, kaleler  gibi mekanların yanında hayaletler,
vampirler gibi doğaüstü temaları içinde barındırırken,
diğer bazılarında bu doğaüstü varlıkların yerini   biraz daha elle tutulan gözle görülen
(ya deneyler sonucu ya doğuştan) bilhassa bedensel, fiziksel  olarak rahatsız edecek  kadar
 korkunç kusurlu olarak tasvir edilmiş kişiler vardır   ve bunun sonucu yaşanan tuhaflıklar,
gizem yer alıyor.

gotik roman
Yani; gotik edebiyatını sadece hayalet, vampir gibi varlıklarla sınırlandırmak doğru olmaz.

Ürkütücü olacak kadar fiziksel ya da ruhsal sorunlu karakterler olabileceği gibi hayaletler, vampirler  de söz konusu olabilir; kısaca gizem ve korku temalı her şeyi bu kategoriye koyabiliriz.

Romanda bahsedilen mekanlar ve yerler de gotik edebiyatta önemli bir  faktör: Karanlık geçitler, labirentler, gizemli evler, şato, malikane, mezar...gibi korku  uyandıran mekanların da gotik edebiyatında sıkça karşımıza çıktığını görülmekte.

Sanırım  farklı gotik tarzı kitaplardan birkaç tane okuduğunuz takdirde hangi kitapların  gotik edebiyatı içinde yer aldığını hangilerin yer almadığını çok daha kolay ayırt edebileceğinizi düşünüyorum.

Not:Tabii gotik edebiyatında belirlediğim şimdilik tespitlerim bu.

Art arda bir türü okumanın okuma ataletine düşmeme sebep olacağını bildiğim için  sadece gotik
 kitaplar okumayı düşünmüyorum. Ancak bir liste hazırlamadan da edemedim. Burada hem okuduğum hem de okumadığım kitap isimlerine yer verdim. Kaynak bir liste olması iyi olur diye düşünüyorum..

1-Operadaki Hayalet (Gaston Leroux):
Yazar gerçek bir olaydan yola çıkarak bu kitabı yazmış. Artık Operadaki Hayalet'in ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu bilemiyorum. Detaylı olarak gerçek hikayeyi de bilmek isterdim.

Kitapta opera şarkıcısı olan Christine Daae  gerçekte var olan diğer bir karakter. İnternette
 onun hakkında anlatılan birkaç anekdotu okuduğumda bana ilginç bir karakter gibi geldi.

Romanın başlarında çok akıcı bir dil yok. Sonradan anlatım akıcı hale dönüşüyor. Gerçi
okumaya o kadar konsatre olmuşum ki  ben pek zorlanmadım okurken. Eğer dili başlarda sizi zorlarsa pes etmeyin devamı bayağı kolay ilerliyor.

Kitabın konusu:
Baş kadın karakter çocukluğundan beri müziğe tutkun. Babasının ölmeden önce söylediği
bir söz onu hayata bağlamıştır. Öldükten sonra müzik meleği göndereceğini ve onu koruyacağını söylemiştir. Buna hep inanarak yaşamıştır.

Çalıştığı  operada hayalet söylentileri ayyuka çıkmıştır. Ve bu hayalet onunla iletişime geçer.
Müzikte o kadar yeteneklidir ki onun müzik meleği olduğunu düşünür. Hatta bu hayalet ona
müzik dersi verir.

 Operada yaşayan   esrarengiz bir  hayalet, çocukluğundan beri birbirine seven iki kişi, ondan
 sonra gelişen olaylar ve enteresan  durumlar...

Bu kitabın 1925, 1943, 2004 yapımı yine aynı adla uyarlanmış  filmleri mevcut.

2-Dracula (Bram Stoker):
 Yine yıllar önce 1992 yapımı filme uyarlamasını izlemiştim. Karizmatik vampirimiz
Duracula sevdiği kızı etkilemeye çalışıyordu.
 Güzel bir insan ve karizmatik vampir aşkı var gibiydi  yanlış hatırlamıyorsam filmde, bayağı  etkileyiciydi. Ancak kitapta böyle olmadığını romanı okuyunca fark ettim. Film kitaptan
 biraz farklı olsa da kitabını da filmi de çok beğenmiştim.

3-Frankenstein (Mary Shelley) :
Bu kitabın uyarlamasını izlediğimi hatırlamasam da izlemişim gibi hissediyorum. Bunun
hakkında o kadar bilgi var ki çok aşinayım konusuna.   Bazı kitaplar filmler o kadar çok şeye konu olur, bahsedilir ki ucundan berisinden konuya muhakkak hakim oluyorsunuz.

4-Otranto Şatosu (Horace Walpole):
İlk yayımlanma tarihi:1764
Gotik edebiyatın ilk örneklerinden sayılıyor.. Şato, gizem benim ilgimi çeken faktörler...
Tabii ilk örneklere ben hep temkinli yaklaşan birisiyimdir. Güzel olma ihtimali olabilirliği
yanında olmaması da mümkün.
Bunu belirtmemin sebebi iki farklı görüşle internette karşılaşmam diyebilirim.

Not: Kitabı okudum. Çok akıcı, sade bir anlatımı ve dili var. Konusu ise filmlerden çok aşina
 olduğumuz için biraz olağan gelebilir.
Şövalye, prens, şato, hırs, zorla evlilik, soyunu devam ettirme isteği ve arka planda hayaletler, doğaüstü belirtiler.. Hayaletler vardır; ancak arka planda iyilere yardım ettiklerini sezersiniz. Karakterler nezaket havasında, erdemli kelimeler, cümlelerle konuşurlar. Kısaca: Şu sevimli,
 şövalye filmleri var ya; onun gibi işte...Yalnız sonu biraz hüzünlü...

 Açıkçası  bu romanı okumadan önce niye gözümde büyütmüşüm, bilemiyorum.
Bordo-Siyah Yayınlarından çıkmış, Dünya Klasikleri- Gotik Roman;  anlatımı,
dili ve konusu oldukça sade ve net...

5-Sicilya'da Bir Aşk Hikayesi (Ann Raccliffe):
İngiliz  yazar Ann Radcliffe Gotik edebiyatın en önemli temsilcilerden biriymiş.  İngiliz kadın yazarların eserlerini beğenen biri olarak bu isimle yeni karşılaşıyorum.. Bu yazarın kitaplarını okumayı isterim. Kitapları hep gotik tarzında sanırım.

Yazar Ormandaki Aşk kitabı ile  Gotik romanda ustalığını kanıtlamış.
Gotik tarzı kitaplar yazan bir yazar olduğu için diğer eserlerini de araştırdım.

Yazarın Udolf Hisarı;  Ahmet Mithat Efendi tarafından Türkçe'ye çevrilmiş olarak bulunuyor.
Sanırım Sicilya'da Bir Aşk Hikayesi ve Udolf Hisarı  adlı  kitapları dışında diğerleri
 Türkçe' ye çevrilmemiş olmalı ki  diğer romanlarını internette araştırdığımda pek bir şey
bulamadım.

6-Dr. Jekyll ve Mr. Hyde (Robert Louis Stevenson):
Kısa sürede okuyup bitirdiğim kitaplardan biri. Kitabı okurken konusu bana çok tanıdık gelmişti. Yine muhakkak film uyarlamalarını izlemiş olduğumu düşünmüştüm okuduğumda. Güzel,
ilginç bir eser.

7-Usher Evi'nin Çöküşü (Adgar Allan Poe):
 Adgar Allan Poe
kitaplarını hiç okumadığımı itiraf etmeliyim.
Yazar Gotik ve polisiye türünde eeserler yazmış olduğuna göre  film uyarlamalarını muhakkak izlemişimdir. Kendisine pek yabancı olmadığımı zannediyorum...
Gammaz Yürek(1843),  Kara Kedi(1843) : Yazarın diğer gotik eserleri.

8--Yürek Burgusu (Henry James):
İlk yayımlanma yılı: 1898
Kitabın konusunu öğrenince kesinlikle bu kitabı okumam gerektiğini düşünüyordum. İlgi çekici
 bir konusu var.
Ancak bu kitapla ilgili enteresan yorumları okuyunca biraz tereddütte kaldım. En iyisi bir de
 bu eseri ben  okuyup ne demek istenildiğini kendim  göreyim dedim.  Anladığım tek bir şey varsa da: Çok beklenti içinde okumamak gerektiği oldu. Bildiğimiz hayalet öykülerinden biraz farklı sanırım.

Merak ettiğim bu kitap  Bly'ın Gizemi ismiyle internette karşıma çıktı. Ve gerçekten de
anlatıldığı gibi kafanızda belirsizlik, soru işaretleri kalıyor. Tekrar okumayı gerçekten istiyorum.

Bu kitap  psikolojik-gerilim türünde bir yapıt da olabilir.
Kitabın sonuna doğru böyle bir ihtimal karşımıza çıkarken, satır aralarında ufak nüanslar ise hayaletlerin varlığını hissettiriyor. Yazar öyle bir kurgulamış ki bizi iki ihtimalle başbaşa
bırakmış.
Yaşanılanları dadının  anlatımıyla öğrenmemiz ise  maalesef gerçekleri net  görmemizi
engelliyor. Bu roman benim sevdiğim kitaplar arasında yerini aldı.

9-Vathek  (William Thomas Beckford)
İlk yayımlanma tarihi:1786
 Henüz okumadığım kitaplardan . Araştırdığımda Gotik öğeleri içinde barındıran masalımsı bir
kitap olduğu yönünde yorumlarla karşılaştım.

10-Notre Dame'ın Kamburu (Victor Hugo )
İlk yayımlanma tarihi: 1831
Yazımın başında  Gotik edebiyatında tespitlerimden  bahsetmiştim. Ve bu belirlemeden sonra
aklıma Viktor Hugo'nun Notre Dame'ın Kamburu adlı eseri geldi. Bu tanıma göre o zaman
bu kitap da gotik edebiyatında yer alması gerektiğini düşündüm. Araştırdığımda yanılmadığımı gördüm. Hem Gotik kurgu hem de romantizm türü olarak belirtilmiş.

 Bu kitabı okumadım.
Hakkında her şeyi bildiğimiz ancak okumadığımız klasiklerden. Hayal meyal filmini
hatırlıyorum. İnternetten özetini okuyunca tabii sonunu da öğrenmiş oldum.

11-Rebecca (Daphne du Maurier):
İlk yayımlanma tarihi 1938.
Türü; Polisiye, Gotik kurgu, Gizem ve Aşk romanı olarak geçiyor.
Okumak istediğim kitaplardan. Jane Eyre adlı kitaba benzer bir eser olduğunu yönünde
 bilgiler karşıma çıkmıştı. Bu yüzden okumak için hep aklımda tutuyorum.
Bu kitap hakkında  tahmin ettiğim gibi yorumlar çok olumlu.

12-Tepedeki Ev (Shirley Jackson):
Yine gotik edebiyatı temsilcilerinden bir yazar daha...Yazarın   Biz Hep Şatoda Yaşadık adlı
kitabı da Türkçe'ye çevrilmiş. İki kitabın konusu yine çok ilgimi çekti. Gotik edebiyatında
önemli bir yere sahip yazarlardan biriymiş.

İlginçtir ki hazırladığım bu listeye bakınca  gotik türünde yazan  kadın yazarlar
azımsanmayacak kadar çok. Hem de adını tarihe altın harflerle yazdırmış kadın yazarlar.

13-Undine (Friedrich de la Motte Fouqué):
1811 yılında ilk yayımlanmış olan uzun öykü Undine;
Gotik romantik  olarak tanımlandığı için ben de bu sıralamaya  kitabı eklemeye karar verdim. Açıkçası eser, korku ve gerilimden ziyade masal unsurları ile  karşımıza çıkıyor.

 Güzel bir kitap. Kısa sürede okuyup bitirdiğim bir eser. 

 Kitapta sadece ufak bir şey göze batıyor:
Bazı kitapların sonu hani  oldu bittiye gelir ve siz üstün körü anlatılarak bitirilmiş  duygusuna kapılırsınız ya bu  kitapta bazı yerler, özellikle ilginç varlıklarla karşılaşma anlarında bu
bahsettiğim oldu bitti durumunu hissettiğim için keşke biraz daha detaylı anlatsaymış ne
iyi olur düşünceleri geçti okurken ister istemez.

Yazar uzun uzun tasvir ve betimlemelerle olayları anlatsaydı eğer, bence bu kitap kat kat
 daha başarılı olurdu.  Bir şeyleri anlatmak yerine göstermek tabirini kastediyorum.

Tabii öyküyü okurken bununla ilgili bir açıklamayla da karşılaşıyorsunuz. Direkt okuyucuya seslenerek yazarın benzer bir olay yaşadığı için olayları uzun uzun anlatacak kadar gücü
 olmadığı ve bunun ona acı verdiği belirtilmiş.

 Yazarın da bu durumun bilincinde olduğunu böylece öğreniyoruz.
Böyle bir açıklama ve gerekçeden sonra  bizim de buna saygı duymaktan başka
 söyleyecek bir şeyimiz kalmıyor.

14-Sınırdaki Ev (William Hope Hodgson): 
Diğer romanlardan farklı olarak fantastik, gotik ve bilimkurgu öğelerinin bir arada olduğu
 bir eser.
Esrarengiz bir ev, çukur ve ürperten ormanın, mitolojik yaratıkların ve kozmik yolculuğunun
 olduğu; yani fantastik, gotik ve bilimkurgu öğelerinin iç içe olduğu bir kitap karşımıza çıkıyor.

Uzay yolculuğu diye yazacakken  tam  ifadeyi karşılamadığından bunu kullanmaktan vazgeçtim. Kitabın tanıtımdaki  gibi  kozmik yolculuk tabirini kullanmam daha doğru olacağına karar
 verdim. Uzayda bir yolculuktan daha çok; uzayın, gezegenlerin; geçen zamanla birlikte durumları betimleniyor.

Oldukça akıcı bir dili var; ancak soyut olmasından mı zaman zaman pek odaklanamıyormuşum 
gibi bir hisse kapıldım.

15-Baskerville'lerin Köpeği-Sherlock Holmes (Sir Arthur Conan Doyle):
Sherlock Holmes dizisi Cnbc-e de yayımlandığında severek izliyordum. Bu serinin
 sadece bir kitabını okumuştum. O da İngilizceydi. Kitap  İki ya da üçüncü seviyede
olanlar içindi sanırım.

O kadar şanslı birisiyim ki Sherlock Holmes serinin sonuncusu elime geçmişti. O efsanevi
 zeki dedektif, zihnimde önemli bir yer edinmişken (filmlerden dolayı) daha evvelki serilerini okumadan son serisini okumak beni büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştı.

 Hayal kırıklığım hem son serisini okumam hem de zihnimdeki o harikülade dedektifin karanlık yüzüyle karşılaşmamdan kaynaklanıyordu. Böyle bir dedektifin sonu  bu şekilde olmamalı dediğimi hatırlatıyorum. Neyse yıllar zihnimden bazı şeyleri biraz da olsa sildi.

Gotik tarzında kitapları araştırmaya, okumaya devam ediyorum. Karşıma Sherlock Holmes'in Baskerville'lerin Köpeği adlı serisi Gotik unsurlar barındırdığı yönünde bilgiler çıkınca bu
 romanı okumaya karar verdim.

Kitap tıpkı dizide izlediğim gibi bir atmosferde başlıyor:  Sherlock Holmes,  yardımcısı Dr.
Watson ve  yardım istemeye gelen biri söz konusu. Bu sefer macera farklı tabii... Anlatılan
gizemli bir hikaye var.
Geçmişten gelen bir lanet, ıssız bir yerde bulunan bir  ev;  garip bir yaratık ve esrarengiz bir ölüm.
Gotik bir atmosferde polisiye türü okumak isteyenler için iyi bir seçenek...

Ayrıca;
Uğultulu Tepeler ve Jane Eyre kitaplarını internette gotik olarak belirtildiğini okuyunca epey şaşırmıştım. Şöyle detaylı düşününce aslında birinde kısa da olsa bir hayalet görünür, ilginç karakterler, dışa kapalı ev; diğerinde malikanede gizemli, psikolojik sorunlu kadın vardır.
 Böyle düşününce evet gotik ögeler yok değil. Bu iki kitabı severek okumuştum.

Northanger Manastırı:
Jane Austen'ın bu kitabı gotik edebiyat alanında gösterildiği  için bahsetmeden geçemeyeceğim.

Akrabalarında bir süre kalmak için Bath'e gelen Catherine, o cemiyette yaşadıkları ele alınır aslında.
Başlığımıza uygun olması amacıyla ben konumuzla alakalı yerlere değineceğim. Ana karakterimiz Gotik romanları okumayı seviyordur. Gizemli yerler, kaleler, eski yapıtlar  onun ilgisini çeken ve görmeyi arzu ettiği yerlerdir.

 Kitabın başlarında okuduğu Gotik kitaplarından Carmilla ve Udolf Hisarı isimli eserlerden bahsetse de  biz daha çok  kitabın sonlarına doğru gotik unsurlara rastlıyoruz.

 Catherine  Northanger Manastırına davet edilir. Eski bir yapıyı göreceği düşüncesi onu epey heyecandırır, gizemli bir şeyler bulacağını umut eder....Ancak birkaç araştırma denemeleri hayal kırıklığıyla sonuçlanır. Bu  çabaları boşa gitse de  pes etmez bu kez diğer gotik unsurlardan biri olan  evin sahibi bir zamanlar  eşini bir odada tutsak tutmuş olabileceği düşüncelerine kapılır...Bunun için ipuçları yakalamaya çalışır...
Yazar çok hoş bir taraftan ele almış aslında gotik kurguyu. Aslında kitabın dili biraz daha akıcı olsa ya da biraz daha bazı şeyler belirgin olsa çok daha başarılı bir kitap olurdu.

Beyazlı Kadın: 
Wilkie Collins 'in yazdığı bu kitap daha çok duygusal gerilim romanı olarak tanımlansa da
bazı yerlerde gotik edebiyatı olarak belirtildiği ve bu sıralar da bu kitabı
okuduğum için bu yazımda değinmeden  geçemiyeceğim.

Ben bu kitabı çok sevdiğimi öncelikle belirtmek isterim.

 Bu romanı okuduğumda hayaletlerle karşılaşmadım. Korkunç kişiler de yok. Tabii tuhaf
kişiler,  kötülük yapan ilginç karakterler var. Romanda  gizem, sır  söz konusu.

Hayalet gibi bir görünüp bir ortaya çıkan bir kadın, gizem ve sırlar...Ve daha sonra bu
sırrı bulmak için mücadele eden genç bir erkek...

Kafamda tam olarak bu kitabı nereye oturtacağımı bilemesem de eseri farklı ve önemli
kılan  şu tanım biraz olsun bize yardımcı olacaktır.

Bu kitap için şöyle bir tanımlama yapılmış: Gotik edebiyatının gerilimini İngiliz edebiyatının gerçekliğini birleştiren türün ilk örneği.

Yalnız severek okuduğum bu kitabın sonu ile ilgili bir şeyler  söylemek isterim.
Yazar birçok şeyi yarım bıraktığı izlenimini edindim. Aslında hikaye çok farklı yöne giderken
ve çok ilginç, heyecanlı bir yere doğru ilerlerken sanki yazar bakmış kitap çok uzayacak burada bitireyim, demiş gibi; ana karakterleri mutlu sona  kavuşturup kitabı bitirmiş.

Doğal olarak  geri plandaki olaylar soru işareti olarak kalmış. Neyse ki baş karakterlerin akibetini biliyoruz. Bu da bizi biraz olsun  rahatlatıyor.


2 yorum :

  1. Merhaba, bu yazı türleri ilgimi çekmezdi. Korkulu bulurum. Şu sıralar karşıma çıkar okdular. Siz de güzel anlatmışsınız. İdefix satış stretijisi olarak bu konunun üzerine durmuş ve hatta okuyucularına Drakula kitabını önermiş. İyi yayınlar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, aslında ben film uyarlamalarını daha çok seviyorum. Tür olarak gotik olduğunu bilmeden okuduğum kitaplar da güzel olunca kitapları da artık severek okumaya başladım.

      Operadaki Hayalet, Drakula korku öğelerini içinde barındırsa da okuyucular için gerilimden öteye gitmiyor. Korkmadan okuyabileceğiniz kitaplar aslında.
      Yorumunuz için çok teşekkür ederim.

      Sil